top of page

 

MARSLI

 

Akademi Ödüllerinde 2014’te Yerçekimi, 2015’te Yıldızlararası ve 2016’da Marslı olmak üzere bilim kurgu filmlerinin yeri her zamanki gibi Akademi ödüllerine de yansıyor. Marslı, 2011 yılında çıkan Andy Wier’ın romanından uyarlama olup, 2015’in ekim aylarında ülkemizde vizyona girmiştir. Son zamanlarda Nasa’nın popülerliği, hem sembol olarak hem de düşünce tarzı olarak günümüz sinemasında oldukça önemli yere sahip olduğunu gören Ridley Scott, filmde de işini şansa bırakmayıp bilimin ve matematiğin önemini bir kez daha hatırlamamıza neden olmuştur. İşini şansa bırakmamaktan kastım bolca görsel efekt ekleyip de beynimizin sulandığı o Hobbit filmleri gibi değil de daha çok matematik ve bilim üzerine yoğunlaşmasıdır. Şu anda bile raflarda birinci sıraya sahip olan Marslı’nın DVD’sini kitapçılardan satın alabilirsiniz. Filmin başrolünde Matt Damon yer alırken kadroda kendisine Sean Bean, Kate Mara, Jessica Chastain, Jeff Daniels ve Michael Pena gibi isimler eşlik ediyor. Yönetmen koltuğunda ise türün sevilen yönetmeni Ridley Scott var.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mars gezegenine astronotların gönderildiği bir görevde, Mark Watney(Matt Damon) isimli astronot şiddetli bir fırtına sonrası öldü sanılarak ekibi tarafından terk edilir. Fakat Watney hayattadır ve kendisini Mars’ta yapayalnız bulur. Elindeki sınırlı olanaklarla, zekasını ve dayanıklılığını kullanarak dünyaya yaşadığına dair bir sinyal göndermeye çalışır. Milyonlarca mil uzakta NASA ve uluslararası bilim insanları durmaksızın bu ‘Marslı’nın eve dönmesi için uğraşırken, ekip

arkadaşları da tehlikeli bir kararın eşiğine gelecektir... (Beyazperde)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Benim için ilk yarı çok heyecanlı geçmesine rağmen ikinci yarıda, filmin sürpriz bir sonla bitmeyeceğini anlayıp (spoiler) hemen adamın kurtarılıp (ne de olsa Amerikalı) vay efendim biz tek bir Amerikalı vatandaşımızı bile inanılmaz önemseriz (ki bu konu Kaptan Phillips’te de gözümüze sokuluyordu) işte biz aslında kendi işimizi kendimiz yapardık ama biraz da Japonlarla işbirliği yaparak kurtardık adamımızı, yoksa işçiliğin yarısından fazlası Amerikaya ait duygusu empoze edilerek gösterime girmiş filmdi. Nitekim zaten Akademi buna bayılıyor. Ama en çok hoşuma giden şey filmin kahramanı olan Watney, hiçbir zaman işini şansa bırakmayarak aa iki kere iki dört ediyormuş mantığına bürünmedi, her zaman o da olabilir eğer yapacağım olay tutmazsa zaten ölücem psikolojisini düşünerek hareket etti. Bu da seyircinin filme odaklanmasını sağlamış oldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fragmandaki ‘’Bu da sana kapak olsun Neil Armstrong’’ göndermesi, bilim kurguyla ilgisi olmayan insanların bile Neil Armstrong gibi bir uzay adamını bilmesi, filmi 7’den 70’e herkesin izleyebileceği türden bir film haline getirmiş. Bolca bilimsel terim içeren Marslı’nın senaryosunu Büyük Açık filminin senaryosuyla terim anlamında bağlantı kurmaya çalışırsak Marslı’ya büyük hakaret etmiş oluruz bence, çünkü Marslı, hem görsel yönden ipleri elinde tutmuş hem de bizi medenileştirme görevini başarıyla tamamlamış,(Yine bir Aaron Sorkin göndermesi yapmazsam olmaz) bir walk and talk’ı eksik olan izlenilesi filmlerden biridir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Oscar Adaylıkları:

 

                  En İyi Film: The Martian

 

            En İyi Erkek Oyuncu: Matt Damon

 

        En İyi Uyarlama Senaryo: Drew Goddard

 

              En İyi Ses Efekti: Paul Massey, Mark Taylor, Mac Ruth

 

             En İyi Ses Kurgusu: Oliver Tarney

 

            En İyi Görsel Efekt: Richard Stammers, Anders Langlands,Chris                                            Lawrence, Steven Warner

 

             En İyi Prodüksiyon: Arthur Max, Celia Bobak

 

 

 

               Sadece ''En İyi Ses Kurgusu'' ödülünü kazanır.

bottom of page